10 Şubat 2016 Çarşamba

Çankaya Neden ''Köşk''tür?

Selam Ordaki,

           Dünden bugüne dünyanın her yerinde, her siyasi otorite, kendisine bir ''dam'' yaratmıştır. İşbirlikçi Padişah Vahdettin'in yenik otoritesi, ilerleyen yıllarda boğaza dizilmiş İngiliz işgal zırhlılarını görecek bir manzaraya sahip Yıldız Sarayı'nı yer bellemişti örneğin:



          Fransa tarihi boyunca soylular ve halk arasındaki mücadelenin tanığı Elize Sarayı ise bugün Fransız devletine, yani halka ait bir unsur olarak bir siyasal simgedir.
Napolyon'un tahttan indirildiği yerin ve yine Napolyon'un tekrar tahta çıkmak için darbe hazırladığı yerin burası olduğu bilinirse, sanırım Fransa için ne büyük bir güç savaşının sahnesi olduğu anlaşılacaktır. Bugün tam da bu nedenle Fransız ulusunun cumhurbaşkanı, tarihi bir simge olarak burada oturmaktadır.

         Öyleyse şunu sormak gerekir: Cephede ve masa başında, kendisine inanan bir ulusla birlikte düşmanı Anadolu'dan def etmiş, siyasi egemenliği 600 yıllık egemen Osmanlı ailesinden alıp halka vermiş, esaret altındaki mazlum milletlere ve Doğu uygarlığına -sömürgecilere karşı kazandığı zaferle- bayraktar olmuş bir siyasi lider, niçin kendisine bir ''köşk''ü dam seçmiştir?

Dize getirdiği devletlerin ve hatta onların maşası olarak gördüğü Yunanistan'ın bile cumhurbaşkanı bir "saray"da otururken, yengi sahibi Mustafa Kemal, niçin bir ''köşk''te oturmaktadır?

         Soruyu biraz daha genişletmek gerekirse: Ankara Müftüsü Rıfat Bey'in halk arasında topladığı 4.500 lirayla alınıp Mustafa Kemal'e hediye edilen bu köşk, bugün müze olan ana köşke eklenen yapılar, daha sonra ortaya çıkan yapısal aksaklıklar sebebiyle yaşamanın tehlikeli hale geldiği bu yapıdan bağımsız olarak inşa edilen Pembe Köşk ve diğer bütün ekleme binalarla, bu yerleşke niçin bir türlü "saraylığa", en azından makam ifadesi olarak "saray" olmaya terfi edememiştir?



         Yanıt, sorunun kendisinde saklıdır.

         Tıpkı diğer siyasi otoriteler için olduğu gibi, Çankaya Köşkü de Mustafa Kemal ve onun devrimci hareketi için bir simgedir. Osmanlı ailesinden alınıp halka verilmiş bir siyasi egemenliğin temsilcisi ve önderi olan bir kişi, kuşkusuz ki bir ''saray''da oturamazdı.

         Halkın temsilcisi ve halktan biri olarak ve liyakat ile kazandığı görevinin verdiği sıfat dışında halktan ayrı hiçbir sıfatı olmayan bir yurttaş olarak Mustafa Kemal; Cumhuriyet'in, karşı bir mücadele verdiği ''saray'' ve ''saraylılık'' fikrini kendisine layık göremezdi. Çankaya bu yüzden bir köşktü ve öyle kaldı. Sonrasında kendisine katılan yapılar sayesinde bazı küçük-saray tipi yapılardan daha büyük bir hacme sahip hale gelse de hiçbir zaman ''saray'' olmadı. "Halktan olma"nın bir simgesi olarak kaldı.

        Öyle ki, ulusal mücadele yıllarında köşk satın alınıp Mustafa Kemal'e hediye edildikten sonra, Mustafa Kemal, bu köşkün mülkiyetini sahiplenmeyi kendine çok görmüş ve köşkü, Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştirmekte olan Mehmetçik'e bağışlayıp kendisi ise kiracı olmuştur!

         Gazi'nin ölümü ardından, Cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü ve Mevhibe İnönü de buraya taşınmak istememiş, İsmet İnönü aylarca kendi evinden cumhurbaşkanlığını yürütmeye çalışıp bunun mümkün olmadığını görünce bu yapıya taşınmışlardır.

Böylelikle Çankaya'nın, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'na 2014 yılına kadar sürecek olan ev sahipliği serüveni başlamıştır.

        Dünya üzerindeki bütün siyasi damlara bakın, hepsinin övündüğü bir mimarı ya da maddi bir ölçeği varken, Çankaya Köşkü'nün övünülecek yanları maddi olmayan tüm yanlarında, sadeliğinde, sıradanlığında, ölçülülüğünde, tarihinde ve halka dokunmasındadır. Halk tarafından önderine hediye edilmiş belki de tek yapıdır.

Üstelik Çankaya Köşkü'nün maliyeti olan 4.500 liranın, bugünün parasıyla 102.000 TL'ye denk geldiği bilinirse ve 1921 yılı giderlerinin o günün parasıyla toplamda 57.128.834 TL olduğu bilinirse, yapılan harcamanın ne kadar devede kulak kaldığı görülecektir. (Cihan Duru vd., s300-306, 1934 yılında kabul edilen 2568 sayılı 1921 yılı Kesin Hesap Kanunu)

Belki de bu nedenledir ki "Çankaya Köşkü lükstü!" diyenlerin tek dayanağı, ancak köşk içindeki bir bilardo masası olabilmektedir.

Bendeniz Üçüncü Şahıs,
Devam edecek.



Bu yazı, 8 Şubat 2016 tarihli "Ulus Gazetesi" sayısının bana ait köşesinde yayımlanmıştır ve blog için genişletilmiştir.
Cumhuriyet'imizin gazetesi Ulus'u yeniden ayağa kaldırmamıza, gazetenin Facebook ve internet sayfasını takip ederek, dilerseniz de basılı gazeteye abone olarak yardımcı olabilirsiniz.


Facebook sayfası için tıklayın.

Gazete resmi internet sitesi için tıklayın.


Bana ulaşmak için:

selamordaki@hotmail.com

twitter.com/selamordaki
facebook.com/ucuncusahis










4 yorum:

  1. Berbat bir yazı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne berbatlık gördün Acaba

      Sil
  2. Peki aksaray hakkında ne diyosun üçüncü kardeş

    YanıtlaSil

Bu gadget'ta bir hata oluştu

E-posta ile takip et