24 Ocak 2014 Cuma

1993 Yılıydı, Ocaktı: Uğur Mumcu

20. yüzyılın ilk çeyreğinde Doğu'dan, Samsun'dan doğan güneşi -Cumhuriyeti- 'batıda' batırmak isteyen çoktu. Uygarlık saati, Orta Asya'nın steplerine geri yollanmak istenen aziz bir milleti gösteremezdi, göstermeyecekti.
Ağız sulandıran toprakları bölüşmek isteyen kara sinekler, dört bir yanı tekrar sarmıştı.

Gözleri kapatılan bir millete göz olmak istedi. Kulakları sağır eden savaş tam tamlarında kulak olmamazlık etmedi. Uzaktan yardımla ulusların sesini kısanlara inat ulusuna ses oldu.

Ortadoğu'da kim kurşun sıkıyorsa sözünü ona hedef belledi. Ak alından akan ter, kimin cebine düşüyorsa kalemi onu nişan aldı. Canı burnunda yetimin kim canını yakıyorsa hesabını soracaktı...

Parsel parsel satılmış basının müstakil nadir mensuplarından biriydi.
Bilinmezleri bildirdi.

Ve bir sabah...
Bilinmezleri bildiren adam, çok bilinen bir 'bilinmez'e şehit gitti.

1993 yılıydı, ocaktı.
24'ü gösterse mi göstermese mi kararsızdı takvimler.
Bütün sokaklar tüm betonlarıyla yalnız bir sokağa gözünü dikmiş bekliyordu.
Bütün katiller, ellerine bulaşacak aydın bir kan için geri sayıyordu.
Eller, yaratılışlarına ilk küfrü o gün ediyordu.

Bomba saymasa da hayat geri sayıyordu.
3 adım, 2 adım, 1 adım...
Ve bir kontak.

Bir ışığı parçalarına ayıran C-4'ün sesi yankılandı, kapısı az önce kapanmış binanın ışıksız duvarlarında. Karlı Sokak, artık kanlı anılıyordu.
Güneş, gölgelere biraz daha yenildi; gölgeler, biraz daha yayıldı sanıyordu.

1993 yılıydı, ocaktı.
Göğe yükselen Mumcu'ya az önce kalkmış bütün kuşlar eşlik ediyordu.

Güneş'i gölgeleyebileceğini sananlar kıyı bucak gülüyordu.
Bedeninin girdiği o toprakta, yeni filizler yeşeriyordu.

Bir Mumcu gidiyor, ikisi geliyordu.
İkisi bitmemişti beşi geliyordu.


Bendeniz Üçüncü Şahıs.
Geliyoruz...

twitter.com/selamordaki
selamordaki@hotmail.com

8 yorum:

  1. Geliyoruz derken nedemek isyedin anlayamasım

    YanıtlaSil
  2. Gene süper bi yazı ama kısa olmuş bu sefer

    YanıtlaSil
  3. Geliyoruz Üçüncü... Allah haklının, hakkı yenenin, mazlumun yanındadır. Geliyoruz...

    YanıtlaSil
  4. Evrenin ve insanın yaratılışında ki hata, milyonlarca yıldır giderilemedi. Daha ne kadar sürer?
    Bu süreç boyunca insanın yüklendiği vebal, kolay taşınabilir değil. Dağın, taşın kabul etmediği....
    İnsanın hamurunda ki ego, öfke, kin ve nefret ne zaman anlayışa, bağışlamaya, paylaşmaya ve birliğe evrilirse.
    O döneme şahit olabileceklere ne mutlu.

    YanıtlaSil
  5. Üçüncü şahıs sana bir sorum vardı ama bu konu hakkında bilgisi olan arkadaşlarda cevaplarsa sevinirim soruma geçeyim
    Başlarda amerika nın maşası olan erdogan simdi neden onlarla arası açıldı ve diger sorum
    Önceki yazinda da dedigin gibi eger yeni bir basbakan gelirse millet gene oh be kurtulduk mu diyecek yani gelen gideni aratıcak mı ? Şimdiden teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dışarısı tarafından içeriyi kontrol etmesi için yetkilendirilenler, pek çok neden itibariyle gözden düşebilirler.
      Bunlardan özellikle göze çarpan üç tanesi sorunu yanıtlamak için yeterli olur sanıyorum Adsız:

      1) Halkta oluşan rahatsızlık, ''tam bağımsızlık'' inancıyla sonuçlanır ve eyleme dökülürse Sistem tehlikeye düşer. Dolayısıyla halkın rahatsızlığını dindirmek, kısacası gaz almak için en kalıcı çözüm desteklenenin değiştirilmesi ve halkın ihtiyaç duyduğunu sandığı yeni bir soluğun ortaya çıkartılmasıdır.
      Eski CIA Türkiye Şefi Graham Fuller ''Türkiye'ye artık sol lazım'' dediğinde altını çizdiği de buydu. İnsanlar ''sosyal bir anlayış''a açlar artık.
      ''Sol'' derken artık sol olmayan birileri kastedilmektedir; kim olduklarını biliyoruz.

      Halk bu kadar rahatsızken halkı daha da rahatsız edecek darbeler vurulamaz. Bu nedenle ses değişikliği ile halka hissettirmeden darbeler vurulmaya devam edilir. Halk ondan da rahatsız olmaya başlayınca sıradaki tavşan yerine geçer...
      Halk seçilmişleri seçmeye devam eder ve demokrasiye kandırılır.

      2) Sistem'in devamlılığı için en yetkin güç Sistem'in kendisi olmak zorundadır. Aksi halde Sistem'in egemenliği yine tehlikeye düşer. Türkiye içerisinde sonradan sonraya nüfuzu fazlalaşan Turgut Özal'ın güç kaybetmesinin sebeplerinden biri de bu değil miydi?
      Sistem, büyük lokmayı yutamayacağının farkındadır. Bu yüzden, kişilerin ve hareketlerin küçük lokmalığı sürekli korunmaktadır. Büyüme gösterdiklerinde müdahale edilmektedir.

      3) Halk ''Oh be!'' diyerek bir süre daha sussun diye sonsuz bir çıkmaza hapsedilir.
      Ama her gelen ''Tam Bağımsızlık'' ve Ulusal Egemenlik için daha büyük düşmandır çoğunlukla.

      Sil
    2. Çok sağol üçüncü öncelikle cevapladığın ve aydınlqttığın için

      Sil
  6. Yine çok güzel tespitler, bravo.

    YanıtlaSil

Bu gadget'ta bir hata oluştu

E-posta ile takip et